top of page

DEMİR OKSİT TOZU GİZEMİ



Demir oksit tozunun nasıl meydana çıktığı ve buna karşı ne gibi tedbirler alınabileceği konusunu çalıştım kitap yazımlarında. Demir oksit zehirlenmelerinden önce havadaki Oksijenin kesilmesi daha tehlikeli.


1. 2019 öncesi yapılan bazı çalışmalarda Venüs'ün üst atmosferinde sanıldığının aksine devasa miktarlarda Hidrojen tespit edilmiş. Nibiru'nun ve Güneş'in meydana getirdiği uzay rüzgarları sırasında bu Hidrojen atomları Güneş Sistemi'nin her yerine sürükleniyor. Sadece Venüs'ten de değil; Jüpiter ve daha ötesindeki uzak gezegenlerden de.. Bu gezegenlerin % 25-30 kadarının Hidrojen'den müteşekkil olduğu biliniyor. Ne oluyor bu Hidrojen atomları? Dünya üst atmosferine geliyor. Nibiru elektromanyetik alanı ve Güneş mikronova patlamaları dolayısıyla Manyetosfer aşırı derecede zayıflıyor. Manyetosfer'de büyük yırtılmalar meydana geliyor. Genelde bunlar birkaç dakika veya 5-10 dakika süren yırtıklar. Oralardan uzay radyasyonu, elektromanyetik dalgalar, demir oksit tozu, plazma deşarjları, petroyağlar direkt olarak Dünya sathına geliyor. Hidrojen atomları da büyük ölçüde yanmadan üst atmosfere ulaşıyor. Buradaki Ozon (O3) ve Oksijen (O2) ile etkileşime giriyor. Devasa miktarda nem meydana geliyor. Bu nem de Nibiru'nun Dünya'ya ulaşmasına 10 yıl kadar kala devasa sellere, sıradışı kar ve buz yağışlarına, dondurucu soğuklara (-84'ler ve ötesi) yol açıyor. Orman örtüsü ve dağlar insanlar, hayvanlar ve bitkiler insanlar için koruyucu kalkan gibiler ancak bunlar aç gözlüler tarafından yok ediliyorlar.


2. Uzaydan sürüklenen Oksijen'in bir kısmı CO2 olarak bağlanıyor ve üst ve alt atmosferde soğutucu etki yapıyor. CO2 miktarı arttıkça aslında Dünya üzerinde soğutucu ve sakinleştirici etki meydana geliyor. Bu da bilimsel bazı araştırmalarda anlatılıyor. Ama kimse umursamıyor.


3. Bir diğer sıkıntı ise demir tozunun Nibiru kuyruklarından Dünya'ya savrulması konusu. Üst atmosfere gelen bu demir tozları Oksijen ile oksitlenerek "demir oksit" tozlarını oluşturuyor. Bu tozlar "kırmızı" renktedir ve zayıf ferromanyetik etki gösterir. Gökyüzünün kırmızı, pembe, mor, turuncu gibi renklere boyanmasının nedeni bu tozların farklı konsantrasyonlarda Dünya sathına ulaşmasıdır. Birçok ülkede gökyüzünden düşen tozlar alınıp incelenmiş. Mıknatısa karşı tepki verdikleri tespit edilmiş ve hatta bazı tozların kimyasal analizleri de yapılmış. Demir oksit oldukları kesin.


Demir oksit zehirlenmesinin 2-3 aşaması vardır:


1. Aşama: Genelde 24 saat içerisinde bulantı, gözlerde problem, halsizlik gibi bazı semptomlar meydana getirir. Yeterli Oksijen alırsanız yani ağaçlık bir yere giderseniz kendiliğinden düzelir. Tıbbi olarak neler yapılabileceğine bakmanızda fayda vardır.


2. Aşama: Lethal seviyeyi aşan durumlarda genelde semptomlar giderek ağırlaşır. Bu durumda kimsenin yapabileceği bir şey yoktur. Bol Oksijen alsanız da bir şeyi değiştirmez. En fazla birkaç gün içerisinde ölüm kaçınılmaz hale gelir.


3. Aşama: Atmosferin aşırı demir oksit dolmasıyla birlikte Oksijen demir tozlarına bağlanmış olduğu için nefessiz kalıp boğulma söz konusudur.


Yavaş zehirlenmelerde insanların psikolojik ve ruhsal hallerinin bozulmasından tutun da delirme hallerine kadar her şey görülebilmektedir. 2019 sonrası insanlara verilen sıvılarla birlikte vücutta grafen ve nanobot oranı arttığı için bu insanların demir oksitten etkilenme olasılıkları diğerlerine göre 20 kattan fazladır. Çünkü bu tozları direkt üzerlerine çeken bir manyetik alan oluşturmaktadırlar. O yüzden insanların daha dikkatli olmasında fayda vardır. Ümitsizliğe gerek yoktur. Her sıkıntının çözümleri vardır.


Demir oksitten korunmanın yolları var mı?


Sürekli olarak korunmanın yolları maalesef yok. Düşük te olsa ferromanyetik etkiye sahipler. Yani elektromanyetik alanı olan yerleşim yerleri (bütün şehirler, ilçeler, köyler), barajlar, su kaynakları, ferromanyetik metal madenleri bu tür tozları kendisine doğru çekmektedir. Üst atmosfere giren tozlar ve kayaçlar, içlerindeki demir ve demir oksit varlığına bağlı olarak elektromanyetik alanlara doğru yönlenebilirler.


Oksijen tüpleriyle veya hava temizleyen cihazlarla neden yapamazsınız?


Çünkü bu toz sadece solunum yoluyla değil, ağızdan sindirim sistemine ve tendeki gözeneklere dahi girebilmektedir. Oksijen tüpünü ve hava temizleyen cihazları sürekli yanınızda da taşıyamazsınız. Evinizde birkaç saat bunlarla idare etseniz bile maddi külfeti çok büyük olacaktır.


Neler oluyor?


1. Hayvanların boğulması: Dünya'nın farklı coğrafyalarındaki buzullaşmış yüksek arazilerde yapılan bazı çalışmalarda; bazı hayvan gruplarının endişe ve korku içerisinde yükseklere doğru kaçıştıkları ve buralarda aniden boğularak öldükleri belirlenmiş. Gittikleri yerler çok yüksek değil yani Oksijen azlığının sebebi yükselti değil. Kısa süre içerisinde (belki birkaç gün) Oksijen hızla tükenmiş ve hayvanlar boğulmuşlar. Bu da bizim anlattıklarımızın doğruluğunu ispatlar türden bir delildir.


2. Jeolojik katmanlarda demir oksit varlığı: Dünya'nın 7-8 farklı yerinde yapılan bazı Jeoloji Tarihi çalışmaları vardır. 30000 yıllık toprak katmanları incelendiği zaman; her 3400-3800 yıl dilimler halinde büyük değşimler, gökyüzünden petroyağ akıntıları, demir oksit tozu katmanları olduğu görülmüş. Nibiru'nun yörüngesel hareketinin 1 Şar yani 3600 yıl kadar sürdüğü Kenger (Sümer) kaynaklarında anlatılıyor.


3. Antarktika'da akmaya başlayan sularda demir oksit: Antarktika'da buzulların hızla erimeye başlamasıyla birlikte yüksek kesimlerden denize doğru kırmızı demir oksit tozlarının aktığı tespit edildi. Bunlara "bakteri" diyen de oldu ama bakterilerin o denli yüksek seviyede çoğalması çevre habitatı çoktan sona erdirirdi. Birçok hayvan türü de çoktan yok olmuş olurdu. Zira "demir" atomu insan ve hayvan kan hücrelerinde bolca mevcuttur. O bakterilerin insan veya hayvan vücuduna girmesi demek, içeriden bu varlıkların tüketilmesi demek olurdu.

4. Zehirlenen hayvanlar ve insanlar: Günümüzde denizlerde ve karalarda demir oksit tozu yığılmaları görülüyor. Aynı bölgeler insanların ve hayvanların zehirlendiklerine dahi haberler alınıyor. Ani ve toplu ölümler de meydana geliyor.


Çalışmalarımız neden önemli?


Biz "Türkiye Afetlerden ve Felaketlerden Kurtuluş Rehberi" isimli kitabımızı hazırlarken 25 kadar afet faktörünü, 25 kadar tehlike faktörünü ve 25 kadar da harita türünü önümüze koyup simülasyonlar yaptık ve olasılıklar dahilinde 5-6 aşama sonrasını çalışmalara dahil edip ilerideki 5-10 yıl içerisinde meydana gelebilecek durumları da analiz ettik. Sonuçta "olası en iyi" güvenli alanları 81 il, 3-4 ilçe, Kıbrıs ve bazı çevre ülkeler için belirledik. Belirlenen güvenli alanları haritalar üzerine işledik ki insanların kendileri için yapacakları Acil Durum Eylem Planları, Acil Durum Kaçış Yerleri ve Kişisel / Kurumsal Kaçış Güvenli Alanları belirleme çalışmalarında faydalı olsun. Belirlediğimiz güvenli alanlara elbette ki demir oksit tozu düşmesi de daha az seviyede olacaktır. "Hemen gidip oralara yerleşin" demiyoruz ancak ilerleyen zamanlarda daha sıkıntılı süreçler başladığında ister istemez insanlar daha sağlıklı ve güvenli alanlara kaçma gereksinimi duyacaklar. Nefes alamaz hale gelecekler. Sadece bu kitabımızda değil, diğer kitap çalışmalarımızda da eşsiz bilgiler yer alıyor. Bunları bastırma imkanımız olursa insanımız için çok güçlü ve önemli bir Ahir Zaman Külliyatı oluşacaktır. İnternet ve elektrik gittiğinde ellerinin altında bu eserlerin olması büyük avantaj olacaktır.


Kitaplarımızın hazırlanmasına sponsor olacak birkaç iş insanı veya maddi durumu yerinde kişi olsa kitapların düzenlenmesi, basıma ve dijital dağıtıma hazır hale getirilmesi hızla yapılabilir. 50 civarında kitap çalışması şu anda mevcut. 12 tanesinin ön düzenleme çalışmasını yaptık. Kitap yazarak ve satarak maalesef zengin olunmuyor. Hatta sürekli başınız ağrıyor. Yani "kitap yazıp satıyorlar" diye düşünenler haksızlık ediyor. "Sapık bir adamın hatıraları" konulu kötü bir roman 2 milyon satarken bizimki gibi faydalı kitaplar birkaç yüz tane anca satıyor. O rakamlar da genelde yayınevinin hakkı olduğundan yazar bir şey kazanamıyor. Kitap yazarak meşhur olan da yok maalesef. Bizim çalışmalarımız tamamen "idealist" anlayışla oluşturuldu. Yoksa bir insan 15-20 yıl boyunca bilgisayar başında hem insanlara internet üzerinden faydalı bilgileri vermek ve hem de faydalı kitaplar yazmak için uğraşmaz.


Planlamamız dahilinde; 2026 yılı içinde bazı çalışmalarımızın dijital formatta olanlarını yani PDF olanlarını insanlarımıza ücretsiz olarak dağıtmayı da düşünüyoruz. Mali durumu yerinde olmayan kardeşlerimiz de istifade etsinler istiyoruz.

 
 
 

Yorumlar


Benim Büyük Dünyam

bulent-turgut-abdullah.jpg

©2025-2030, Benim Büyük Dünyam. BAT tarafından kurulmuştur.

bottom of page