2023 Eylül-Ekim ayları
- BAT-BulentTurgut

- 30 Tem 2023
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 30 Tem 2023
Hemen herkes 2023'ün Eylül veya Ekim ayında bir şeylerin olacağını söylüyor. Bazıları "Türkiye şahlanacak" derken bazıları da "küresel yıkım gelecek" diyor.
3000 yıllık Soy Kitabı açıklanacak: Bu bir sosyal medya fenomeni iddia ediyor. Lafta Atatürk'ün eline bir kitap geçmiş ve 100 yıl sonra açılmasını istemiş. Her şeyde Atatürk'ü alet etmelerinden bıktık usandık artık. Adamı mezarında rahat bırakmıyorlar. Öyle bir kitap olsa "Türkiye dünya gücü olsun" diye kendisi niye açmasın? Bir de bu fanteziler var. "40 yıl sonra açılsın", "100 yıl sonra açılsın", "33 yıl sonra açılsın", vs. Hepsi de bir aldatmaca. Bir kere Türklerin öylesine güçlü bir kitabı olsa bunca zaman niye meydana çıkmasın, sıradan insanların eline niye geçsin, vakti zamanında dünyayı yöneten büyük hanedanlıkların elinde niye olmasın, küreselciler neden Türklerin elinde öyle bir kitabı bıraksın? Sizin aklınız kesiyor mu? Palavralarla insanları kandırıp kendilerine yer devşirmenin derdindeler. Diyelim ki bir kitap ortaya çıktı. 3000 yıllık olduğunu nereden bileceğiz? Bir kere 3000 yıl önce kağıdı kaç tane medeniyet kullanabiliyordu da oturup kitap yazmışlar? Dünyayı yöneten atalarımız ne diye kendi güçlerini artırmak yerine 3000 yıl sonrasına o kitabı göndersinler? Tamamen saçma bir uydurmadır. Kaç yıldır Türklerin anasını ağlattılar. Ne diye beklediler?
Kayaların oğlu: Barış Manço şarkısından türetme bir hikaye.. Ebced hesabı yaptırmışlar ve her nasılsa hesabı yaptıran kişinin kendisi Kayaların oğlu çıkmış. Eylül -- Ekim ayında açıklama yapacakmış. Ne diye o zamanı bekliyorsun madem? "Al sazı eline, vur yukarı aşağı".. Buna da bir hikaye uydursunlar ve kullansınlar.
Ulusalcılar: Avrasyacı güruh ta Eylül ayında Atatürk'e benzeyen birisini lider olarak meydana çıkartmaya hazırlanıyormuş. Daha fazla bir bilgim yok. Bu zamandan sonra bize yeni bir Atatürk değil, milletimizi yönetebilecek ve atalarına layık torun olan birisi lazım. Atatürk'ü belli bir kesim sevebilir ama ölüp gitmiş adamdan medet ummak doğru değildir. Bilge ve soyu sopu belli insanları birleştirerek "Türklük" üstüne bir devlet yapısı inşa edeceklerse belki..
Nibiru: "Eğer beklenen yıl bu yıl ise" Ekim ayının ortasında Nibiru'nun sayhasını duyacağız. Bunun için müneccim olmaya gerek yok. Hz.Ali'nin Hutbesine bakmak yeterlidir. Tabi bir çok kişinin artık Allah inancı ve hele ki Hz.Muhammed'e (ASM) saygısı ve sevgisi kalmadığı için dini açıklamaları yok sayıyorlar.
Şehirlerin boşaltılması
Bir de bir internet fenomeni de sürekli "yaşadığınız şehirleri boşaltmayın, topraklarınızı elinizden almaya çalışıyorlar" diyor. Arkadaşın söyledikleri doğru olsa bile Büyük İstanbul Depremi kaçınılmaz. Zira 3 tane büyük fay hattı İstanbul'da birleşti. Şu anda bir deprem olması halinde 10+ gücünde yıkım meydana getirmesi çok mümkün. 10 yıldır Ege'den ve Kuzey Anadolu'dan depremler meydana getirerek İstanbul'da kırıkları birleştirdiler. İstanbul'un bir yıkıma hazırlandığı aşikar. İstanbul'un nüfusu 32 milyon. 10 milyon günübirlik gelip gidenler ve 10 milyon göçmenler de hesaba katılınca bir günde İstanbul'da 52 milyon insan bulunuyor. Nibiru'nun gelişi öncesi megatronik depremler başlarsa İstanbul depremi 12+ olur. Şu anda İzmir'de 20 milyon, Manisa'da 7 milyon, Ankara'da 15 milyon insan bulunuyor. Saydığımız bütün şehirlerde büyük depremler olacaktır. 9+ deprem olursa nüfusun % 30'u, 10+ deprem olursa nüfusun % 50'si, 11+ deprem olursa nüfusun % 70'i, 12+ deprem olursa nüfusun % 90'ı ölür gider. Bunları bilirken insanların büyük şehirlerde kalmalarını istemek te büyük vebaldir. Biz de herkesin yerinde rahat etmesini isteriz. Ancak İstanbul'un yerlisi en fazla 1 milyon eder. Kalanı zaten göçlerle bu şehri doldurdu.
2000 yılında kırsalda yaşayanların nüfus oranı % 40'ların üzerindeydi.
2022 yılında Türkiye’de nüfusun yüzde 93,2’si il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken, belde ve köylerde yaşayan nüfusun oranı yüzde 6,8 olarak belirlendi.
Yani 20 yıl içinde kırsaldaki insanlar şehirlere (iller ve ilçeler) dolmuşlar. Madem ki "herkes yaşadığı yerde kalsın" çağrısı yapıyorsun, bunları göz önüne alıp ta konuşsana.. Kendine "Toplum Bilimci" diyorsun ama daha en temel konulardan haberin yok.
Şehirler insanlar için hapishane haline geldi ve ülkemiz insanının % 93'ü de bu hapishanelere tıkıldı. Chemtrails ve diğer küreselci oyunlarından bu insanların kolayca zarar görmeleri gayet mümkün.
Birileri dünyanın ısınmasını ve yangınları DEW ve HAARP ile küreselcilerin yaptığını iddia ediyor. DEW denilen şeyin herhangi bir yerde kullanıldığını gören var mı? Yok. HAARP'in herhangi bir yerde kullanıldığını gören var mı? Yok. Bazı videolar ortada dolaşıyor ama onların ne olduğu da tam olarak belli değil. İnsanları boş şeylerle oyalamak için propaganda gibi görünüyor. Pentagon böyle videolara yılda 150 milyar dolar harcıyor. Komplo teorisyenleri de tevatür üstüne komplo teorileri üretiyorlar. Bizim onca bilimsel ve dini delilimizi yok sayıyorlar. Yaptıkları Allahsızlık ve bilimden, akıldan, kültürden uzak fanteziler üretip durmak değil mi? Bak, biz yine de onlara destek olalım diye "kısmen de olsa doğru" bile diyoruz. Ancak uydurulmuş bir sürü komplo teorisi var ve maalesef bir sürü akılsız güruh ta bundan ekmek yiyor. Biz bin tane delil ortaya koysak ta zerre inançları yok. "Hadisler var" dediğimizde ise "ne Hadisi, onların bir anlamı yok" diyorlar. Asıl sen kimsin? Bu millete dinsizliği ve akılsızlığı aşılamaya çalışan bir avuç saçma tip. Şu devirde böylelerinden çok çekiyoruz. Allah bizi bunlardan kurtarsın İnşallah. Geri zekalılığın dünyayı aştığı bir devirde yaşıyoruz. Böyle insanlarla aynı havayı solumak bile insana sadece acı ve sıkıntı veriyor.
Daha dini konulara girmedim. Mehdi meydana çıktığında İstanbul yıkılmış olacak. Bu konu da var.
Ülkemize elbette sahip çıkmalıyız ama altı üstü boş cümlelerle bunu yapamayız. Şehirlerde oturanların ne kadarı ev sahibi? Çoğu kirada oturuyor ve perişan durumdalar. Birçok insan sırf para gelsin diye her türlü taşınmazını rastgele satıyor. Bizim ülkemizin mallarını yabancılar satın alıyor. Düne kadar Filistinlilerin topraklarını Yahudilere satmalarına kızardık, şu anda bizim insanımız ülkenin altına tekerlek takıp komple satmaya çalışıyor. Yarın ellerindeki para bitince oturacak ev, sürecek tarla, alacak gayrı menkul bulamayacaklar. Paraları olsa bile yabancılar bize mal satmayacak. Daha bugünden örnekleri çok. Kendi ülkemizde yabancı düştük.
Ülkemizde o kadar çok sorun var ki.. Bu millet başına gelen belaları hak ediyor.
Türk kağanlarından birisi liderliğe yeni yeni başladığında Türk beylerini himayesi altına çağırıyordu. Bir bey "bana falanca karını verirsen gelirim" dedi. O bey çok bela bir tipti. Kağan ona eşini gönderdi. Daha sonra aynı bey "bana atını gönderirsen sana katılırım" dedi. Kağan onu da gönderdi. Aynı bey "bana falanca yerdeki araziyi verirsen.." diye mesaj gönderdi. Bu sefer o kağan bir gece baskını edip o beyi öldürdü ve onun obasını da himayesine kattı. Hikmetini soranlara da "eş benimdi, boşayıp ona gönderdim.. at benimdi ona gönderdim.. ama en çorak yerde bile olsa bir karış toprak vermem, o benim milletimindir" dedi. Böyle büyük ataların çocukları dünya hırsıyla varını yoğunu satıp keyfe harcar hale geldi. Yazıklar olsun böyle millete!


Yorumlar