Çocuk evlendirme
- BAT-BulentTurgut

- 20 Eki 2023
- 3 dakikada okunur
Eskiden Türklerin bilinçli kesimi çocuklarını evlendireceği zaman çok daha isabetli kararlar alıyordu ve kontrolü elinden bırakmıyordu.
Evlenilecek insanın bulunması: Çocuk, ergenliğe girdiğinde evlenilecek çağa da gelmiş sayılıyordu. Kız ya da erkek, eğer evlenmek isterse ve/veya bir sevdiği varsa ailenin büyükleri gereğini yapardı. Türk Töresinde kız olsun erkek olsun, sevmediği veya beğenmediği bir insanla evlendirilmezdi. Genelde herkes kendi köyünden, komşu köylerden, kendi mahallesinden, komşu mahallelerden kız alırdı ve oralara kız verirdi. Bu yüzden de yabancılar Türklerin içine çok karışmamıştır. Çok küçük çocukları Türkler evlendirmezlerdi. Çocuğun çocukluğunu yaşaması gerektiğine inanırdı.
Evlendirilecek çiftlerin birbirini tanıması: Genelde bu işleri aileler hallederdi. Evlenmeden çocuklar bir başlarına bırakılmazdı. Aileler eğer birbirlerini tanıyorsa evlendirilecek çocukların ahlakına, bilinçli olmasına, ailesinden öğrendiklerine, evini döndürüp döndüremeyeceğine, dinine, değerlerine sahip çıkmasına bakılırdı. Eğer aileler birbirini tanımıyorsa kızın ailesi erkek tarafını ve erkeğin ailesi kız tarafını kendi çevrelerinde sorup soruştururdu. İyice bir araştırma yapılırdı. Rastgele insana kız verilmezdi. Gerekiyorsa şehirler arasında gidilip gelinirdi.
Gelenekler, görenekler ve adetler: Kız ve erkek taraflarının geleneklerinin, göreneklerinin ve adetlerinin birbiri ile uyumlu olmasına dikkat edilirdi. Erkek tarafı kızı gelin hamamına götürürdü. Kızın vücudunda kötü bir şey var mı, hastalık var mı, gizlenen bir kusur var mı diye bakılırdı. Zira erkek için sonradan sürpriz olmazdı. Şimdi kat kat boya sürünüyorlar. Düğünün ertesi sabah kadın boyasız erkeğin karşısına çıkınca adam "sen kimsin" diyor. Veya evin iki kızından birini erkek beğendiği halde kız tarafı erkeğe kusurları olan kızı veriyor. İkiz veya birbirine benzeyen kızlar çoktu. Vücudunda 2 tane ve hele ki 3 tane yan yana ben bulunan kızlar için "cinli" denilirdi ve onlar istenmezdi. Zira cinler tarafından işaretlenmiş kızlar sadakatsiz, geçimsiz ve zorlayıcı olurlardı.
Evliliğin bile bir tekniği, bir taktiği, yolu yordamı vardı. Şimdi "parası var mı, ver gitsin" şekline döndü. Zaten rahat cinsel yaşam var. Evliliği de pek umursayan yok. Yeter ki erkek kadını yedirsin, içirsin, eğlendirsin, gezdirsin.. Kadın hamile kalırsa biraz ajitasyon yapılır ve biraz da erkeğin psikolojisine oynanır. Kanunlar zaten kadından yana.. En fazla 1-2 yıl evli kalınır. Sonrasında çocukla kadın ömür boyu adamdan nafaka alır.
Sokak röportajlarına bakıyorsunuz.. Hiç utanma diye bir şey yok. "Günahın her türlüsünü zaten yapıyoruz" diyorlar ve gururlanıyorlar.
Bir de evlenmek için Fas'tan, Endonezya'dan, Hindistan'dan, vs. kadın getirtenler var. Suriyeli kadınlarla evlenmek isteyenler.. Birçoklarını kadınlar çarpıyor. Adamların malına mülküne çöküyorlar. 60000 yıldır genleri fazla karışmayan milletimiz son 23 yılda ne gen bıraktı ne hücre..
Gerçekten ülke, millet, gelecek adına bir şeylerle uğraşan insanlar ne evlenmeye ve ne de çoğalmaya fırsat bulabiliyor. Böylece dünya kötülerin yurdu haline geliyor. Boşanma oranları da iyice arttı. Türklerde nüfus çoğalma istatistiği berbat durumda. 40 yıl içerisinde Türkiye'de Türk kalmayabilir. Dünyanın o kadar vakti kaldıysa tabi.
C19 aşılı ve aşısız bireylerin öpüşmesinde yani vücut sıvılarını transferinde ve cinsel birleşmelerinde aşılı bireylerdeki aşı yapıları aşısız bireylere geçtiği tespit edilmiş. Aşı ile birlikte genetik ve hücresel deformasyon meydana geliyor. Yani bunlardan doğacak çocukta çeşitli hastalıkların bulunması ihtimali çok yüksek veya kişiler kısırlaşacağı için çocuk yapamazlar. Bu da gösteriyor ki aşısız bireylerin evlenme ve cinsel birleşme tercihlerinde aşısız insanları tercih etmeleri şart. İki aşılı ferdin çocuk yapması riskli, biri aşılı ve diğeri aşısız iki ferdin çocuk yapması da riskli. Yeni Dünya Düzeni'ne hoş geldiniz.. Eğer aşılı iseniz karşınızdaki insanı da riske atmamak için vicdanlı olun ve onu geri itin. Aksi halde onun vebalini de alırsınız. Hele bir de çocuğunuz olur da aşı yan etkileri meydana çıkarsa çocuğunuzun vebalini de alırsınız. Bunlar artık çok hassas konular. 1-2 yıl insanları bıraktılar ki bu tür durumlar iyice yerine otursun. Bilinçsiz insanlar rastgele yaşamaya devam etsin. Daha da kötüsü gerçekten bilge insanlara olan sevgi, saygı, ilgi, destekleme iyice azalsın istediler. Başarılı da oluyorlar. Bugün aşı karşıtı gibi görünen pek çok sosyal medya fenomeni ve aydın dahi en az 1 doz aşı oldu. Bazı doktorlara gidip reçeteler alsalar da o aşıları vücutlarından atmaları mümkün değil. Sadece aşıların içindeki maddelerin her birisine yönelik detoks protokolleri uygulamaları gerek ki aşılarla kısalan ömürleri biraz daha uzasın. Zaten çoğunda hakikat ehli ve bilge insanlara olan sevgi de yok oldu. Kendi çevrelerindeki kendileri gibi insanlarla tamamen maddiyata dönük hareket ediyorlar. Arada da şovlarını yapıyorlar. Taraftarları memnun etmek ve kendilerine bağlı tutmak gerekiyor. Çin klasik aşısı da mRNA aşısıdır. İnsanları kandırmak için farklı olduğunu söylediler.
Bunları yabancı akademisyen araştırmacılar söyledi:
Aşı olduktan itibaren 1090 gün içerisinde ölümcül yan tesirler veya miyokardit süreci başlıyor.
Her aşı vurulmada yaşamınızdan % 17 çalıyor.
Bir insan en çok 7 aşıya kadar dayanabilir.
En çok 10 yıl içerisinde ölüm gerçekleşiyor.
Eforlu uğraşa girerseniz (seks dahil ve daha da beter) ölüme koşarak gidiyorsunuz.










Yorumlar